20121005

"Faros" bazen bir otomobildir...

Bir VW Beetle...

Tüm aileyi ve mahalle çocuklarını bile etkileyen...


Tatilde Marmaris'ten dönüşün en güzel yeri olan sağlı-sollu ocaliptus ağaçlarının olduğu yolunda çektiğimiz fotoğrafı uzun bir süredir arıyordum ama bulamıyordum; dün şans eseri olmadık bir yerde çıktı karşıma..  Arkadaşlarımla da paylaştım.

Bir sevgili arkadaşım: "bu kadar guzel ve manalı bir photo olabilirrrrrrr!" yorumunu yazmış; düşündüm...Haklıydı...

Bu fotoğrafın manası çok; benim, bizim için...

Anlamını düşünüünce bu fotağrafın; bana;

  • Çocukluğumda sahip olduğum üç hayalin gerçekleştiğini gösterir (biri fotoğraflanamasa da)..
  • Sevgili Annemin tedavisini kolaylaştırandır; ona sürekli dua ettiren...
  • Üçümüzün ilk araba ile tatilini belgeler...
  • Çoğu Volkswagen Beetle'da olduğu gibi, ana elektrik gücünü marş dinamosuna yol veren selenoid valvin tutuklukları ile gece-gündüz mücadele halinde, Aynur'un hemen her park yerinde bu arabayı itmesi ile çalıştırmalarımızı hatırlatır.
İlaveten,
  • Şehirlerarası seyehatte yol boyunca karşılaştığımız diğer Volkswagen Beetle sürücüleri ile selamlaşmamızı...
  • İdamesi için yurtdışından taşıdığım malzeme ve boyaları...
  • Yaklaşık 4 ay süren boyama işimizde, titizlenmeme kızan boyacı ustanın bu zahmet ve eziyetle getirdiğim boyayı arabanın altına da atmasını,
  • Eskişehir'de mayaladığımız "Volkswagen Beetle" sürücülerinden oluşan amatör topluluğu, o topluluğun Cumhuriyet Bayramlarında şehir turlarını, yeni planladığımız Hava Müzesinin önündeki son duraklarımızı ve orada Eskişehir Valisi Ali Fuat GÜVEN'in de katılımı ile hamburger / bira keyfini... 
  • Satıldığında araba hane halkı yanında mahalle çocuklarımızın günler süren üzüntüsü, ağlayışları...

hatırlatır; burnumun direğini sızlatarak...


VW Beetle etkisi ilk gemçliğimizden beri vardı belki ama "kamplumbağa" felsefesi ve beetle'ın endüstriyel anlamını öğrenmeye çalışmıştım. VW Beetle, bir dönem yolumuzu aydınlatmış, farklı sosyal sorumluluklar almıştık sayesinde..

Hala burnum direği sızlar..


Can EREL
05.10.2012

20120921

"Faros" bazen bir kitaptır...


Mesleğinin katkı sağlamış, ama senin bil(e)mediğin ulusal bir girişimi anlatan...



Meslektaşım ve eski bir dostum ile Eylül 2012 ayı içinde genel iş yaşamını ve gelişmeleri değerlendirdiğimiz bir öğle yemeğinde, kendisinin “Şakir ZÜMRE Bey kimdir?” sorusuna düşünmeden “soba imalatçısı..” yanıtını vermiştim… 

Dostum, son günlerde okuduğu bir kitaptan “Şakir ZÜMRE Beyin 1925-1970 yılarında Haliç’teki özel mülkü fabrikası, zamanın gelişmiş teknolojilerini kullanan üretimi, satışları  ve hatta 1937’de  başlayan  ihracatı ile Türk savunma sanayinin öncü girişimcisi, ilk mühimmat (cephane) ve silah fabrikatörü” olduğunu öğrendiğini söylediğinde yüzümün kızardığını hissettim; olanaklarım ölçüsünde mesleğimin tarihine de ilgi duyan bir mühendis olarak…

Benzer bir duyguyu yıllar önce Vecihi HÜRKUŞ Bey ve Nuri DEMİRAĞ Bey ile ilgili detay bilgileri duyup bu yönde bazı araştırmalar yapınca ve, özellikle de, bu alanda bazı belge ve fotoğrafları biriktiren ve sergiler açan genç bir Amerika’lının arşivi ve bilgisini görünce tatmıştım…

Bu kitap ve içeriğinin mesleğimi ilgilendiren taraflarını Ekim ayında yayınlanacak bir makalede yazacağım; ama.. paylaşmak istediğim toplumsal bir tespitim de oldu...

“Şakir ZÜMRE, İlk Silah Fabrikatörü” kitabını okuyunca bir kez daha anladım ki; Ord. Prof. Dr. NEUMARK(1) çook haklı!.

...

Hak verdiğim bu değerlendirmeyi Dr. NEUMARK 1940'lı yıllarda yapmıştı... Çetin ALTAN’ın Türkiye’de "yaşam kalitesi" temelli eleştirilerinde aynı tespiti;

  • "Sizde “önemli"ler değerli değil; “değerli"ler de önemli değil…”
  • “Siz "kalite"yi eliyor, "kalitesiz"i değerlendiriyorsunuz. Bunun tersini yapabilseniz, siz de çağdaş olabilirsiniz.. ”

gibi farklı yorumlarla 15 yıldır okurdum.. Bu kitap içinde yazılanlarla da birkez daha anımsadım.

Karanlığın "yol" göstermesi de olanaklıymış; anladım. 

Can EREL
15 Eylül 2012




___________________________
(1) Ord. Prof. Dr. Fritz NEUMARK (1900-1991), Hitler Almanya’sından kaçarak 1933'te Türkiye'ye gelmiş, İstanbul Üniversitesi’nde dersler vermiştir. Önce Hukuk Fakiltesinde desr vermiş, kurucuları arasında olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nin 20 Temmuz 1936 kurulması sonrası “Umumi İktisat ve Maliye Teorisi Kürsüsü” başkanlığı yapmıştır.


20120630

"Faros" bazen toprağa düşen tohumdur...

Anadolu'da yeşeren... Ve Ambleme resmedilen...



Bir amaç düşün ki, Kapadokya’nın eşsiz potansiyelinin sürdürülebilir kalkınmanın temel dinamiğine dönüşmesine katkıda bulunmak olsun..

Bir yüksekokul düşün ki, bu amaç üzerine Anadolu'nun doğal ihtiyacını karşılamak için kurulsun...

© Kapadokya MYO 

Kapadokya Meslek Yüksekokulu, 
  • Belirtilen amaçla,  
  • Birlesmis Milletler'in 2002 yılında yapılan "Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi"nde son şekli verilen Agenda 21 (Gündem 21) ilkelerinin "sosyal, ekonomik ve çevresel açılardan bütünleşik ve sürdürülebilir kalkınma için insan merkezli küresel eylem” olarak tanımlanabilecek çerçeveyi hayata geçirmeyi hedefleyerek,
  • Bölge yerel idari ve mülki birimler,  ticaret ve sanayi odaları,  sivil toplum kuruluşları  ve kamuoyu önderleri ile başlattığı işbirligi çalısmaları sonucu,

bağımsız bir vakıf yüksekögretim okulu olarak 2005 yılında Mustafapaşa-Nevşehir'de kuruldu...

Faaliyetleri zaman içinde gelişmiş teknolojileri de kapsayacak tarzda ulusal ölçeğe taşındı, uluslararası ölçekte faaliyetleri planlanmaya başlandı.



Kapadokya Meslek Yüksekokulu gelişimindeki birisi de, endüstriyel havacılık alanına özel;
  • Önce Mustafapaşa-Nevşehir Yerleşkesinde,
  • Takiben İleri Teknoloji Endüstri Parkı Sabiha Gökçen Havalimanı içinde,
ve “Okul-Sanayi-Devlet İşbirliği”nin bu alandaki İLK ve belki de en güzel örnekleri olarak düşünüldüğü ve hayata geçirildiği süreçtir. Düşünsel seviyede de olsa yaşayarak, toprağa düşen tohumun yeşermesine bir nebze de olsa katkı sağlamaya ve şahit olmaya başladığım  süreç... 


 © CE


  Belirlenen Havacılık Malzemelerinin Nakli  

 
 Belirlenen Havacılık Malzemelerinin Nakli

  Belirlenen Havacılık Malzemelerinin Nevşehir Mustafapaşa Merkez Yerleşke Binaları İçine Yerleşimi

Belirlenen Havacılık Malzemelerinin Nevşehir Mustafapaşa Merkez Yerleşke Binaları İçine Yerleşimi

Belirlenen Havacılık Malzemelerinin Nevşehir Mustafapaşa Merkez Yerleşke Binaları İçine Yerleşimi

Belirlenen Havacılık Malzemelerinin Nevşehir Mustafapaşa Merkez Yerleşke Binaları İçine Yerleşimi

Yenileşimci Düşünceye Dayalı Eyleme Verilen Ödül! 
(İstanbul Yerleşkesi Önersisi ve Kurulma Kararının Alınması Mart 2011)

İşte 2010 yılı sonundan itibaren sahip olduğum "Faros"um; Anadolu toprağına düşen tohumun yeşerip büyümesi ve çoğalması: Kapadokya Meslek Yüksekokulu Yerleşkeleri!

Gelişim - İstanbul Sabiha Gökçen Yerleşkesi  (Temmuz 2011)

 Gelişim - İstanbul Sabiha Gökçen Yerleşkesi  Dinlenme Mekanı (2011)

Gelişim - İstanbul Sabiha Gökçen Yerleşkesi Uygulama Atelyeleri İlavesi (2012)

Gelişim - İstanbul Sabiha Gökçen Yerleşkesi İlavesi (2012)

Her birisi de ayrı "Faros" olan, mütevelli ve okul yönetim ve öğretim üyeleri ile oluşan, İstanbul yıllarımın son aylarına  ayrı bir anlam katarak yaşayan "Faros"um; Kapadokya Meslek Yüksekokulu... Ve bu sayede tanıyıp sevdiğim ve saydıklarım...


Can EREL
23 Mayıs 2012  

NOT: Kapadokya Meslek Yüksekokulu'nun Mustafapaşa-Nevşehir Merkez Yerleşkesi'nde 12 Mayıs 2012 günü katıldığım mezuniyet töreninden hemen sonra kalema aldığım "Ahilik Geleneğini Sürdürerek Ulusal Endüstrimize Ana Eleman Yetiştiren Kapadokya Meslek Yüksekokulunda 2012 yılı Mezuniyet Töreni ve Düşündürdükleri" makalem kısaltılarak "Kapadokya Meslek Yüksekokulunda 2012 yılı Mezuniyet Töreni ve Düşündürdükleri" başlığı ile MSI Aylık Savunma Teknolojileri Dergisinin Haziran 2012 sayısında yayınlandı..

 
 


Gelişim sürüyor; eğitim ve öğretime önem ve öncelik evrenlere örnek oluyor Kapadokya Meslek Yüksekokulu... Öğretim programları, yardımcıları ve iş modelleri ile... 

Benchmarking - OSTİM Ekibi ile Nevşehir Mustafapaşa Merkez Yerleşkesi Ziyareti  

Benchmarking - OSTİM Ekibi ile Nevşehir Mustafapaşa Merkez Yerleşkesi Ziyareti
  

20120503

Sürekli hayal edebiliyor ve o hayalleri gerçekleştirmeye çalışıyorsak, genç kalabiliyorsak etkilidir "Faros"lar...

Hayalin gerçekleşeceği yeni bir hayat, ışığındadır "Faros"un...

Bugün okuduğum bir yazı ile “gençlik” tanımını yeniden düşündüm; ardışık diğer bazı konuları ve anıları hatırladım… Bilgi kırıntılarım, deneyimim ve anılarımın oluşturduğu kanat teleklerime sahip Anka Kuşu süzülüşü meslek hayatımla bu konuları ilişkilendirmek istedim..

....

Okuduğum, W. E. Gladstone ve S. Ullman'ın şiirlerinden bölümler içeren "Yaşlandıkça Gençleşebilmek" başlıklı metinden alınmıştı…


Gençlik bir hayat devresi değil, bir akıl halidir.

Yıllar cildi buruşturabilir ancak, heyecanların bitişiyle ruh buruşur.

İnsan kendine olan GÜVENi kadar genç, KUŞKUsu kadar yaşlı, CESARETi kadar genç, KORKUları kadar yaşlı, UMUTu kadar genç, BEZGİNliği kadar yaşlıdır.

Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz. İnsanları yaşlandıran, ideallerinin bitmesidir.

Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar. İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır.

Sordum kendime: “ne dersin?..”

Ve biraz daha derinleştirmek istedim düşünceyi...

....

Bu konuda;
"Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır." ~Kuran-ı Kerim - Muminun suresi 21. ayet
ve
Derisini değiştirmeyi bilmeyen yılan ölür!” ~Nietzsche
gibi tespitleri de dikkate alarak, yaşamımda özel bir yeri olan, "Kartal'ın Yeniden Doğuşu" örneğini hatırladım:
Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayandır. 80 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için,
  • Pençeleri sertleştiği, esnekliğini yitirdiği ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma geldiği,
  • Gagasının uzunlaşarak göğsüne doğru kıvrıldığı,
  • Tüyleri kartlaşıp kalınlaşarak kanatlarının ağırlaştığı,
  • Uçmasısın iyice zorlaştığı,
40'lı yaşlarında ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. 
Kartal bu durumda ya ölümü seçecek ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.
Kartal yeniden doğuş sürecine karar verirse,  
  • Bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık belli bir süre uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasına yerleşir.  
  • Burada gagasını sert bir şekilde kayaya vurarak yerinden söker ve bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. 
  • Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. 
  • Yeni pençeleri çıkınca bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 
Kartal, yaklaşık beş ay (yüz elli gün) sonra, kendisine yirmi veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir…"
Önce, belli bir süre uçmaya gerek olmayan bir yerde, gaganın sökülmesi gerekli… Ve ardından o diğer değişimler...

Düşünülmeyeni düşünerek, uykuları kaçırarak hayal etmek ve eyleme geçmek…

Ama önce hayal etmek!.

Hayal etmek... Ve o hayali gerçekleştirecek enerji ve radikal kararla onu uygulamaya koyabilmek ve kendini adayarak çalışmak.. 

O anda yeniden aklıma geldi, bazı konferanslarda genç meslektaşlarımla paylaştığım o reklam klipleri: "Dream Rangers" ve "Hayal Edince"

Her hayalin gerçekleştirildiği/gerçekleştirileceği eylem sürecine de yeni bir hayat gibi bakabilmek... 
            ...Anka Kuşu Süzülüşü meslek hayatımın yeniden doğuş uçuşu mudur?.


Can EREL
03.05.2012


20110130

"Faros" bazen bir grup, bazen bir organizasyondur…

JR gibi…


Bu durumu, kuruluşunun 32nci yılında görev yapmakta olan yöneticisinin ifadesi ile anlatmak daha anlamlı olur:
Bir mühendis yüzbaşının liderliğinde 30 büyüğümüz, tam bir ekip anlayışı ile J65 motoru üzerinde çalışmalara başladığında, başarının imkansızlığını dile getirenler ve hatta bunu bir hayal  olarak bile algılayamayanlar vardı. Ancak, başarıya inanmış ve kendini bu yola adayarak evliliklerini bile erteleyen üyelere sahip ekip; 1967 yılında sadece o hayali gerçekleştirmek ile kalmadılar, bu gün dünyada uçak motorları ile ilgili görev yapanların da hayalini süsleyen bir teknolojik merkezin, Jet Revizyon’un kurucuları oldular.
Bu parlak başlangıçtan sonra geçen süre zarfında Jet  Revizyon’u tam bir inanç ve büyük bir güven ile destekleyen birbirinden değerli yöneticiler, yerli ve yabancı yüzlerce mühendis ve teknisyenin unutulamayacak gayretleri sonucu Jet Revizyon; şavkı Türkiye sınırları dışına taşan bir teknoloji ve kalite yıldızı haline gelmiştir.
Kuruluşundan bugüne kadar 5500’e yakın jet motorunun yüksek teknolojik onarım ve tadilatlarını da kapsayan fabrika seviyesi bakımını yaparak kullanımına veren Jet Revizyon’da Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki her tip uçak motoru ile ilgili üretim veya proje faaliyeti bulunmaktadır.
Bugün; F110, J69, J79, J85, Tyne22, T56 ve GTC ana tiplerinde toplam 12 değişik motorun fabrika seviyesi bakım, onarım ve tadilat üretimi yapma kabiliyetindeki Jet Revizyon’un yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 270 adet motordur.
Halen devam eden projelerin gelecek yıl içinde tamamlanması ile; C-130 uçaklarının modernize edilmiş T56, CASA uçaklarının CT7, Sikorsky helikopterlerinin T700, F-16 ve Sikorsky helikopterlerinin motor çalıştırıcıları, AWACS uçaklarının TF33 motorları ile ilgili fabrika seviyesi bakım kabiliyetlerine, bazıları ABD dışında sadece Türkiye’de bulunan Borazon, CODEP/CODAL, ADH, F Cycle gibi motor yapısal parça onarım teknolojilerine sahip olunacaktır.
Üretimin yanında gerçekleştirilen ve sürekli gelişimin hedeflendiği diğer faaliyetler ile Jet Revizyon, Türk uçak motorları sahasında hem gelişim örneği olmuş ve hem de Türk havacılık sanayinin  topyekün gelişimine katkı sağlamıştır. Personel ve temel bilgi desteği ile 1984 yılından itibaren kuruluşuna doğrudan katkı sağlanan TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş., Tyne22 motorları detay iş planları yaklaşımı modern anlamda ele alınarak 1988 yılından itibaren oluşturulan ve pilot uygulamaları 1992 yılında Jet Revizyon faaliyetlerinde gerçekleştirilerek daha sonra tüm Hava İkmal Bakım Merkezilerine yaygınlaştırılan bilgisayar destekli yönetim bilgi sistemi (FYGS) bu katkılardan bazılarıdır. 
Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ilk defa alınan ISO-9001, AQAP-120 ve General Electric AE kalite sistemi uygunluk sertifikalarında da Jet Revizyonun geçmiş tecrübesinin payı ve yaratıcı katkıları olmuştur.
Ekonomik göstergeler Jet Revizyon faaliyetlerinin mevcut durumunu daha da çarpıcı hale getirmektedir. 1nci Hava İkmal Bakım Merkezi genelinde 1997 yılında yaratılan 211 milyon Dolar katma değerin %40’ı Jet Revizyon’a aittir. Aynı yıl içinde 1nci Hava İkmal Bakım Merkezinde çalışan her bir personel ortalaması 82 bin Dolar katma değer yaratırken her bir Jet Revizyoncu 142 bin Dolar katma değer yaratmıştır.
Jet Revizyon yaşamında; başkalarının hayal bile edemediği girişimi başlatarak başarmak  inancı, “Gelenek”; kazanılacak teknolojiler ile müşteri ihtiyacını tam olarak karşılamak ve milli ekonomiye en fazla katkı sağlamak devinimi ise “Gelecek” olarak simgeleştirilmiştir.
… 1998
Kimler, ne emekler verdi, ne çabalar gösterdi; ancak neticede her birimiz "Fani"...  Her birini şükran ile analım isterim, vefa ile!.. 




Bu çoşku, duygu ve düşünceler bu konuşmadan yıllar önce güftesini hazırladığı "Jet Revizyon Marşı"na da yanşımış, 1996 yılında sanatsever kızı tarafından "Symphony No:9, Beethoven" baz alınarak bestelenmiş, Anadolu Üniversitesi değerli yöneticilerinin de samimi katkıları ile Konservatuar Korosu tarafından kaydı gerçekleştirilmiştir.



Teknoloji gücümüzdür
Kalite tecrübemiz
Bilgimiz gururumuzdur
Gelişmedir vaadimiz

Revizyon, Jet Revizyon
Bu ne güçlü bir vizyon
Hızlı, doğru ve çalışkan
Gelişimdir amacı

Revizyon, Jet Revizyon
Bu ne güçlü bir vizyon
Açık, usta, katılımcı
Değişimdir amacı

Atatürkün izindeyiz   
İz bırakır gücümüz
Ufuktaki ay ve yıldız
Çalışma desteğimiz

Revizyon, Jet Revizyon
Bu ne güçlü bir vizyon
Dürüst, atik ve saygılı
Gelişimdir amacı

Revizyon, Jet Revizyon
Bu ne güçlü bir vizyon
Mutlu, nazik, disiplinli
Değişimdir amacı

Gelenekten geleceğe 
Uzanır ellerimiz
Hep başarmak işimizdir
Gelecek hedefimiz

Revizyon, Jet Revizyon
Bu ne güçlü bir vizyon
Hırslı, çağdaş ve kararlı
Gelişimdir amacı

Revizyon, Jet Revizyon
Bu çok güçlü bir vizyon
Yetkin, uygar, atılımcı
Değişimdir amacı

Öğrenme, iş yapma ve yönetme "Faros"um pekçokları için de aynı işlevi gördü, görmeye devam ediyor. 

Can EREL
12.09.2010

"Faros" bazen "Koç"tur...

“Facit” makina kullanan...



Bir insan düşünün ki, sürekli insana yakışan bir yaşam peşinde; toplumun ve çevresinin sosyal nitelik ve zevkini geliştirerek niteliğini yükseltmeye adanmış…

Bir insan düşünün ki, kibarlık, nezaket ve onur olmuş hamuru... Yardımseverlik, merhamet ve olgunluk ile yoğrulan.

Evlendiği ilk yıldan itibaren güzeller güzeli "Doktor'um" eşi ile sıcak evini öğrenciye açmış; üniversitede iki çocuğu okurken bile…

Bir insan düşünün; insanoğlu insan olsun.

Tarih bilsin, yemek yapsın adeta yaşayarak…

Mali tabloları hazırlarken takıldığı Abahya’sı, yanağından makas aldığı Dayko'su, eliyle yakaladığı dil balığı yanında keyif ile içkisini yudumladığı Kumburgaz’ı, genelde su altında sandalı ve balık oltasına takılıp düştüğü Boğaz’dan çıkarılan kemik gözlüğü de olsun.

...

İşte 1970’li yılların sonundaki "Faros"um... 
   ...her birisi de ayrı "Faros" olan, eşi, "Cân" kardeşlerim ve aile bireyleri ile, kaosun kıyısında en kritik noktadayken ışığı ile yön verip güven getiren, "Faros"um; Koç!


Can EREL 

20110129

"Faros" bazen "Yetim"dir...

“Eşekçilik” oynadığın...



Çocuk yaşında geldiği bu büyük ve rüya şehirde okuyacaktı; çalışmak da zorundaydı.

Doğduğu ve yetiştiği şehrin tüm güzelliği ve mertliğine sahipti; bazen bunların yarattığı sorunları yaşasa da derinden...

İlkokul aşkını geliştirmişti, o yıllarda unutup/unutulmayı gerektirecek mesafeye rağmen... Ve sonunda evlenmişti.

Doğumum, o aşkın evliliğe dönüştüğü zaman dilimi ile çakışmış; yüreğim, “eşekçilik” oynadığımızda sırtında iken bağlanmış olmalıydı yüreğine... 

Çocukluğunda saldığı korku ile Anne’me yol değiştiren yeşil gözlü gözüpek delikanlı “Faros”laşıyordu yaşamımda, her gün biraz daha fazla...  

“Arı”nın “YSE” oluşumunda görev alan ilk yöneticilerden oldu; diğer “Yetimler” ile... Anadolu’nun pek çok köyünün yola, suya, elektriğe kavuşmasına yıllarca hizmet etti; gece ziyaretlerinde siyah çerçeveli gözlüklerinin arkasında içi geçse de.. Mesleğe hakimiyetin öğrenim kadar uygulama ve inanç gerektirdiğinin de kanıtı idi “Faros"um.

Sevgi, saygı ve hoşgörünün yılmaz uygulayıcı idi; eşe, çocuğa, arkadaşa, akrabaya gösterilen... 
  
Yol gösteriyordu...
  • Oynadığı “21”de bir ilkokul çocuğundan kazandığı tüm parayı cebine koyup, ertesi gün evden ayrıldığında yarattığı hayal kırıklığını, bıraktığı daha fazlası ile, onarırken... 
  • Bayramda elini öptüğü kayınvalidesinden gömlek almak için istediği 50 TL harçlıkla...
  • Ağabey yerine koyduğu Kayınbiraderi ile beraber aldığı yelkenli desenli kırmızı ipek gömleği giyerken... 

Gönül dersi veriyordu; insana duyulan sevgi, saygı ve hoşgörünün kaynağında da "iyi insan" olması gerektiğini kanıtlarcasına.

Tutumu ve davranışı ile “kadınına aşık erkek” tanımını da yapmış, hafızama nakşetmişti.

Sürücü imtihanında kızıp terk ettiğim aracı durdurmuş; ehliyetimi bizzat vermişti.

Yüzünde her zaman var olan ve ona çok yakışan tebessüm ile,
  • Piknik'ten getirdiği "Budwiser" teneke kutuları kumbaramız oldu; içindeki en büyük para olan 2½ TL.nın da,
  • Spor salonu soyunma odasından çalınan ilk bluejean'imin yerine konulanın da,
  • Çember Sokak'ta kurduğumuz ilk spor klübümüzün, "Zümrüt Spor"a ait yeşil formamın da, 
destekleyicisi oldu; gönüllü olarak.

Sanatı önce sözü, sonra sazı ve zamanla tamburu oldu. Okumak için evden ayrılmadan çaldığımda Anne’mi ağlatan “Bir yiğit gurbete gitse..” de sayesinde öğrenilmişti.

Beyaz montunun karşılığı, denemiş olsa da, hala ödenememiştir; ödenemez. O büyük şehirin sırtlarında, ağaçların gölgesinde ve su kenarlarında "döşek" bile olmuş, beyaz mont!...

İşte 1960’lı yıllardan günümüze "Faros"um... Mesleğe bağlılığıma ve temel insani duygularıma ışık tutan, iş ve sosyal ortamlarda ilişkisel gelişimime yön veren "Faros"um...

Can EREL
07.10.2008