20121124

Faros Bazen Bir "Öğretmen"; Bazen Bir "Öğreten"dir...

Vatanın her karışında aynı şevkle görev yapabilecek ve görevde şehit olabilecek kadar mesleğine adanmış ve inanmış... 

İlk öğretmenimin “Anne”m ile tek farkı belki de sevgi, şefkat ve ilgisini benimle paylaşması gereken onlarca Can olması idi.. Ama öğrettikleri o kadar çoktu ki, paylaştığımızın bile farkında değildik…

Sonra daha çok öğretmeni olan öğretim sistemlerine geçtik; ama her bir öğretmenim de ilk öğretmenim gibi bilgiyi sevgi ile beziyordu...Eğitimimde yer alan öğretenlerim de…




Ve anlamıştım ki, her yaşımın bir Öğretmeni/Öğreteni olduğu gibi, hepimizin de her an bir Öğretmeni/Öğreteni vardı… Olacaktı... Ne mutlu!

TED'in "Herkesin asla unutamadığı bir öğretmeni vardır" yazısından yararlanarak devam edeyim:


“Ortalama niteliklere sahip bir öğretmen anlatır.
İyi bir öğretmen açıklar.
 Üstün nitelikli öğretmen ise gösterir.
 Öğretmenlerin en büyüğü ise ilham verir, sizin yapmanızı sağlar.”
W. Arthur Ward


Öğretmenim/Öğretenim olmuştur…  


 

... Konularını anlatırken coşkusu ile bilgiden daha fazlasını vermiştir. Öğrenme ile yaratıcılığın nasıl artırılacağını göstermiş, merakımızı uyandırarak sürekli öğrenme arzusu aşılamıştır. Onu unutmam mümkün mü?

Öğretmenim/Öğretenim olmuştur…  


... Eğitimin son nefesime kadar sürdüğünü göstermiştir. Yaşadıkları zor günleri anlatmış, zorluklardan nasıl büyük bir güçle çıkılabildiğini göstermiştir. Arka arkaya başarısızlıklarda bile öğrencisinin vazgeçmesini önleyebilmiştir. İnancın, henüz görmediğimiz bir geleceği şekillendirebildiğini göstermiştir…  Onu unutmam mümkün mü?

Öğretmenim/Öğretenim olmuştur…  


... Bireylerin eylemlerinin sonuçları olduğunu ve o bireylerin yaptıkları seçimden sorumlu olduklarını öğretmiştir. Sorunlar çıktığında başkaları suçlandığında, gerçek sorunun tam da bu düşünce biçiminde yattığını göstermiştir. Her öğrenciye kendi öğrenme sürecinden ve bunun geleceklerine yapacağı etkiden kendilerinin sorumlu olduklarını öğretebilmiştir... Onu unutmam mümkün mü?

Öğretmenim/Öğretenim olmuştur…  


... Onurlu bir insan olduğumu hissettirmiştir. Zarif sözcüklerin ve bazen de sükutun acı sonları önlediğini, düşmanları dosta dönüştürdüğünü göstermiştir. Hem bireye hem de topluma saygının değerini öğretmiştir... Onu unutmam mümkün mü?

En kutsal mesleği icra eden ve Öğretmenlerime/Öğretenlerim... Görevde şehit olabilecek kadar mesleğine adanmış ve inanmıştınız, sevgi ile öğretmenim/öğretenim oldunuz, samimiyet ve özveri ile emek vererek yoluma ışık oldunuz; meslek sahibi oldum, gelişerek kendimi tanımaya ve insan olmaya çalıştım... 

Gördüm ki, Ulu Önderim de zaten belirtmiş en başında...



Öğretmenler!
Yeni nesli, Cumhuriyet’in özverili öğretmen ve eğitmenleri, sizler yetiştireceksiniz; yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır.
Eserin kıymeti, sizin yeteneğiniz ve özveriniz derecesiyle uygun olacaktır.
Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister.
Yeni nesli, bu kalite ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir.
Sizlerin, seçkin görevinizin yerine getirilmesine büyük özveriyle varlığınızı vereceğinize hiç şüphe etmem.

M. Kemal ATATÜRK
I. Mualimler Birliği Kongresi - Ankara
25 Ağustos 1924




Şans verdiniz!..

Tüm öğretmenlerimi/öğretenlerimi şükranla anıyor ve "Öğretmenler Günü”nü(1),(2) candan ve gönülden kutluyorum..

Can EREL
24.11.2012





_______________

NOT (1) Türkiye’de “Öğretmeler Günü”, Kurtuluş Mücadelesi ve Cumhuriyet ilanından sonra ülke ölçeğinde başlatılan okuma-yazma seferberliğinin uygulama merkezi "Millet Mektepleri"nin açıldığı ve ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün “Millet Mektepleri Baş Öğretmeni” olduğu 24 Kasım 1928 günü öğretmenlerin ulusal aydınlanma çabasına doğrudan katkıları nedeni ile kutlanmaktadır. Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, onun "başöğretmen" oluşunun yıldönümlerinde Öğretmenler Günü'nün ülke çapında kutlanmasına  karar verilmiştir. "Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği"  Resmi Gazete’nin 26 Kasım 1992 günkü sayısı ile yürürlüğe girmiştir.

Ben Herşeyden Önce Öğretmenim(*) 
Atatürk, bir akşam (1937), sofrasında sık sık misafir ettiği Behçet Kemal’e dönerek;
– Sen çabuk şiir yazarsın, şu içerdeki odaya çekil, bende hangi nitelikleri görüyorsan hepsini anlatan bir şiir yaz, emrini verdi.
Behçet, hemen içeri odaya geçti; aradan yarım saat geçti geçmedi bir büyük manzume ile döndü.
Atatürk;
– Oku bakalım, dedi. Behçet, mısralarını ses değerini vurgulayarak, o canlı ve sevimli okuyuşu ile manzumeyi söylemeye başladı. Bunda Atatürk’ün yiğitliği, zaferleri, devrimleri bir bir dile geliyordu.
Fakat her zaman Behçet’e bol bol iltifat eden Atatürk, durakladı, yüzünde bir gölge dolaştığını hissetim.
– Behçet olmamış, dedi. Benim asıl bir niteliğim var ki onu hiç yazmamışsın.
Hepimiz şaşırmıştık. Bu yazılmayan niteliği ne olabilirdi?
Atatürk, bizi fazla bekletmedi ve;
– Benim asıl niteliğim, dedi, öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim, bunu yazmamışsın.
Bir öğretmen olarak ve öğretmenin misyonuna inanmış birisi olarak heyecandan ve gururdan ağlayasım geldi. İmkân olsaydı ellerine kapanmak isterdim. Öğretmene böyle bir yüce saygıyı en yüce bir ağızdan işitiyordum.
(*) Ord. Prof.Dr. Sadi IRMAK; “Atatürk’ten Anılar - O Günlerden Bu Günlere Bir Bakış”; Güven Matbaası; s.26-27; Ankara, 1978.

NOT (2) “Dünya Öğretmenler Günü”, devletlerarası özel bir konferansla, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) / Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nun “Öğretmenlerin Statüleri”ne yönelik tavsiyesini dünya öğretmenlerinin benimsedikleri 5 Ekim 1966 gününü anmak üzere 1994 yılından itibaren kutlanmaktadır. Bu tavsiye belgesinde, öğretmenlik mesleğine hazırlanma, öğretmenlerin ekonomik ve toplumsal durumu, eğitim politikası, hizmet ve çalışma koşullarını kapsayan 146 madde bulunmaktadır. Dünya Öğretmenler Günü’nün 2012 teması “Take a stand for teachers.” olmuştur.

20121110

"Faros" bazen bir tören sebebidir...


Bir Milli Bayrama ait…
... Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet mücadelesine katılarak, canları pahasına ve inançlı mücadeleleri ile bizlere özgür ve insanca bir yaşam olanağı armağan eden, başta yüce Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve fikir/eylem arkadaşları olmak üzere onurlu ve kahraman atalarımızı sevgi, saygı ve şükranla anarak kutladığımız…
veya..

Bir 10 Kasım’ın...
... Sonsuzluğa uğurladığımız Ata’mızı rahmetle andığımız…



23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…
Bugün, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” gibi tek isimle kutladığımız farklı anlam ve amacı olan 3 AYRI bayramdır…
  •  “23 Nisan Millî Bayramı” - TBMM'nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı…
  •  “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı” - 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen (sonra 1935'te 23 Nisan Millî Bayramı'yla birleştirilen) Hâkimiyet-i Milliye Bayramı…
  •  “23 Nisan Çocuk Bayramı” - Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu) savaştan çıkan ülkede yetim kalan çocukları eğlendirme ve onlar adına gelir kaydetme amacı ile 1927'de ilan ettiği ve ilki Atatürk'ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı…
"Çocuk Bayramı" tanımlaması evrensel bir anlamdadır ve öyle de kutanagelmektedir... Çocuklarımıza daha iyi bir gelecek için..
Eskişehir - Beypazarı yollarında "Çocuk"lar...
8 Mayıs 2004

Çocuklar... Bizim çocuklarımız...
Gözleri çakmak çakmak ama gülmeye hasret..
Ayakları yalın, gidecek yolu olmayan..
Elleri çamur, geleceği tutamayan.
Yanağı öpülmemiş, saçı koklanmamış..
Öğreteni, öğretmeni olmayan.
Geleceği dün ile yitirmiş..
Bizim çocuklarımız...
Can EREL
23.04.2012
Yorum: “Geleceği dün ile yitirmek... Ben bu cümleye bir kitap yazsam...Adını "Coğrafyam" koysam” Tamer S.

Bu resime her bakışımda farklı şeyler görüyorum...Gözleri zaten anlatıyor durumu..

Aziz NESİN ustanın, 
"Öyle bir ağlasam,
öyle bir ağlasam ki çocuklar
Size hiç gözyaşı kalmasa.
Öyle bir aç kalsam,
öyle bir aç kalsam ki çocuklar
size hiç açlık kalmasa.
Öyle bir ölsem,
öyle bir ölsem ki çocuklar
size hiç ölüm kalmasa.”
diyerek andığı "Çocuk"larımıza.. daha iyi bir gelecek için...





30 Ağustos Zafer Bayramı…
Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos'ta başlayıp, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'ni (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.

Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Denizli, Kahramanmaraş, Ankara ve İzmir'de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur.

İstanbul - Nu.D. 36 Tayyaresi Üzerinde Gök Okulu'nda Me'zûniyet Yemîni  
21 Ağustos 1937
Başta yüce Türk Ordusunun Başkomutanı Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları olmak üzere, toprağımızı vatanımız yapmak uğruna hayatını ve sağlığını feda ederek zafer kazananları rahmet ve minnetle anarak, bağımsızlık onurunun ve değerinin derinden hissedilerek yaşanması dileğimle...
Bilelim ve düşünelim:
“Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi ede etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Bir fikre dayanmayan zafer yaşayamaz. Her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıdır. Yoksa başlıbaşına zafer boşa gitmiş bir gayrettir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
Gaye; Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği yolda ilerlemek, çağdaş, demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza dek yaşatmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk halkının dünyada hakkettiği onurlu ve yüksek yeri almasını sağlamaktır…
Bu nedenle, medeni (çağdaş) dünya ile köprüleri atarak siyasal bir güç olarak yaşamanın mümkün olmayacağı görülmüş, Büyük Zafer sonrası T.C. devleti yeniden yapılandırılırken Batı ile aradaki farkı kapatmak için bir çok alanda ciddi dönüşümler yapılması düşünülmüş ve başarılmıştır…
Büyük Zaferden sonra tamamlanması gereken eksiklerin başına “tayyare”yi koyan Türk halkı, büyük zaferin yıldönümünü çifte bayram olarak “Zafer Bayramı ve Tayyare Haftası” adıyla kutlamıştır. 
Milliyet Gazetesi
30 Agustos 1934 
  
Bu kapsamda, “Hava Gücü” oluşturma, hava sanayii kurma, uçan bir gençlik yetiştirme dönüşümleri ile “havacılık” coşkusu topluma da mal edilmiştir. Bu durum, Türk Tayyare Cemiyetinin (T.Ta.C) Nizamnamesinin 36. maddesinde de belirtilmiştir.  
“Tayyare Haftası” 1949 yılından sonra unut(tur)ulmuştur.
Düşünelim.... 




29 Ekim Cumhuriyet Bayramı…
Cumhuriyet Bayramı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet yönetimi ilan etmesi anısına kutlanır..

Türkiye Cumhuriyet'inin 10'uncu yıl kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 günü Mustafa Kemal ATATÜRK'ün verdiği "10. Yıl Nutku"nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmiştir.

 
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Büyük Nutkunu okurken 
15 – 20 Ekim 1927
Toprağımızı "vatan"ımız yapmak uğruna canını ve sağlığını feda edecek ölçüde inançla mücadele eden… 
Cumhuriyet’imizi kurarak bizlere özgür ve insanca bir yaşam olanağı armağan eden…
…başta yüce Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve fikir/eylem arkadaşları olmak üzere, Kurtuluş Savaşına ve Cumhuriyet mücadelesine katılan kahraman atalarımızı rahmet ve minnetle anarak... 
...ve bağımsızlık onurunun ve değerinin derinden hissedilerek ve özümsenerek yaşanmasını ümit ederek… 
Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun… Yaşasın Cumhuriyet!. 

Cumhuriyet sözkonusu olur da; Can YÜCEL uanın,
"Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da
Televizyonda gösterdiler geçen gün.
Gelenek edinmiş köy halkı,
"Ben kendimi bildim bileli bu böyledir"
Diyor muhtar...
29 Ekim'de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...
Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
Kirvesi tutmuş kolundan
Yatırdılar bir kamp yataağına,
Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
Elinde bıçağıyla,
Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:'Yaşasın Cumhuriyet' diye
Bunun üzerine de ekran karardı
Korkarım bu, sade Gölköylülerin değil, umumumuzun
Sade küçüklerin değil, büyüklerimizin de
Düştüğü bir tarihsel yanılgı
Çünkü sünnet değil, farzdır Cumhuriyet
Sünnet değil farzdır; farzdır Cumhuriyet
Yaşasın Cumhuriyet!"
 şiiri unutulur mu?..





10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü ve Atatürk Haftası…
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu yüce önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün (10 Kasım 1938 günü saat 09:05) ebediyete intikali üzerine başlatılan anma günü ve ulusal yas haftasıdır.


Ata'm!... Ruhun şad olsun!.. Minnetle...
Sevgi, saygı ve şükranla anarak...
 Commemorating by love, respect and gratitude...
Gedenken an die liebe, respekt und dankbarkeit ...


Belki de kabul, yargı ve yöntem de açık ve netti; görmek ve anlamak istenir ise...

Gazi Mustafa Kemal Cumhuriyet Bayraımın 10'uncu Yıl Törenlerinde 
29 Ekim 1933

Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Cumhuriyet Bayramı açılış konuşmasından (1933):
“Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor.Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.”
Kaynak: ATATÜRK, 1933, Milli Eğitim Bakanı Dr.Reşit Galip’e hitaben, İsmet Giritli, Kemalist Devrim ve İdeolojisi


Bugünleri ve yarınları aydınlatan Faros'ları oluşturanlar... Ruhunuz şaad olsun; ışıklar içinde uyuyun...


Can EREL
10 Kasım 2012
(10.11.12)